25 Mayıs 2016 Çarşamba

Tarih Sahnesinde Yer Alan Ünlü Kişiler

Evliya Çelebi


Türk yazarı ve gezgini olan Çelebi, 1611’de İstanbul’da Unkapanı’nda doğdu, 1682’de öldü.


On ciltlik bir seyahatnamesi bardır. XVII. Yüzyıl’ın en büyük yazarlarından sayılır. Evliya Çelebi’de seyahat merakı çok erken başlamıştır; Daha yirmi dört yaşında iken bütün İstanbul’u gezen Çelebi, otuz yaşında Bursa’ya gitmiş ve bundan sonra da artık hiç durmamıştır. Evliya Çelebi gezilerinin başlangıcını; gördüğü bir rüyaya bağlar. Rüyasında İstanbul’daki bir, camide Hazreti Muhammed’i görür ve Peygambere: «Şefaat yâ Resulüllah»» diyecek yerde heyecanlanıp «Seyahat yâ Resulullah» der. «Elli yıl seyahat ettim, yirmi iki gazaya gittim» diyen Evliya Çelebi, Dördüncü Murat, İbrahim, ikinci Süleyman ve Dördüncü Mehmet gibi padişahlar zamanında, o sıralarda en geniş sınırlarına ulaşmış Osmanlı İmparatorluğu toprakları dışında yabancı ülkeleri de gezip görmüştür. Çok iyi taklit yapan Evliya Çelebi’nin en önemli özelliklerinden biri de tanıdıklarının gülünç taraflarını açık bir dille anlatmasıdır.


James Cook


İngiliz denizcisi. 1728’de Marton’da (Büyük Britanya) doğdu, 1779’da Hawaï adalarında (Polinezya) öldü.


Avustralya ve Antarktika’yı keşfetti. James Cook gemiciliğe dokuz yaşında kömür gemilerinde miço olarak başladı. Otuz yedi yaşına geldiği zaman Büyük Britanya Krallık Donanması’nın en değerli kaptanlarından biriydi. Bu yüzden Pasifik’teki bilinmeyen toprakları keşfetmekle görevlendirildi. Cook önce Yeni Zelanda’yı buldu. 1769’da «Endeavour» adlı gemisiyle de bitki örtüsü çok zengin olan bir koya vardı ve buraya Botany Bay adını verdi. Büyük denizcinin beraberindeki bilginler rakibi bu yeni kıta üzerinde verimli incelemelere giriştiler: Bu kıta Avustralya’ydı, 1775’te Cook yeni bir keşifte bulundu: Yelkenlisinin aysberglere çarpıp parçalanma tehlikesine rağmen ilk defa Antarktika’mı çevresini dolaştı. Bu büyük kâşif ve denizel 1779’de Hawaï, adalarında yerliler tarafından öldürüldü.


Marco Polo


Venedikli tüccar ve gezgin, 1254’te Venedik’te (İtalya) doğdu, 1324’te aynı yerde öldü. Asya’ya olağanüstü bir yolculuk yaptı. Doğu-ülkelerini anlatan ünlü eserini hapishanede yazdı.


Marco Polo’nun babası Nlccolo ve amcası Mateo ile beraber Doğu’ya yaptığı yolculuk, 1271’den 1295’e kadar yirmi dört yıl sürdü. Bu tehlikeli seyahat, onları Orta Doğu, Iran ve Asya ülkeleri üzerinden Çin’e kadar sürükledi. Daha sonra Endonezya, Seylan ve Hindistan’a gittiler. Marco Polo, Asya’daki toplumların yaşayışlarını anlatan «Marco Polo’nun Kitabı» adlı eserini dönüşünde, Cenova’da, hapishanede yazmıştır. Avrupalıları hayran bırakan bu eser uzun süre doğu ülkeleri üzerine tek kaynak olarak kaldı. Ancak Avrupalı okurlar, Çinlilerin kara kara taşları (kömür) yakarak ısındıklarına ve vergilerini ödemek İçin altın paralar değil de, kâğıt paralar kullandıklarına uzun süre İnanamadılar. Çağının İnsanlarına dünyanın büyüklüğü hakkında bir fikir veren bu kitap birçok kişiye seyahat zevkini aşılamıştır.


 

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Tarihte Yer Etmiş Ünlüler

Profesör Auguste Piccard


İsviçreli fizikçi ve mucit. 1884’te Basel’de (İsviçre) doğdu, 1962’de Lozan’da öldü. Stratosferi ve deniz çukurlarını araştırmada kullanılacak, geçirimsiz kabinler yapmayı denedi.


Deniz diplerinde araştırmalar yapabilmek için sımsıkı kapalı bir kabine ihtiyaç vardı. Profesör Auguste Piccard önce yoğunluğu az olan stratosferde balonla dolaşabilmek için su geçirmez bir balon sepeti yapmayı denedi. Balonla ilk uçuşunu ise 1931 yılında gerçekleştirdi. Yardımcısı Kipfer ile beraber Bavyera’dan hareket eden fizik bilgini, 15 000 metreye kadar yükseldi. Bu sırada Piccard ve yardımcısı iniş supabının sıkıştığını fark ederek endişelendiler. Yolculuk az daha bu iki bilim adamının hayatına mal olacaktı. Neyse ki balon 16 000 metreyi aştıktan sonra birdenbire uysallaştı ve Avusturya Tyrol’üne yumuşak bir iniş yaptı. Piccard, daha sonra en derin denizlerin diplerinde gözlemler yapmayı tasarladı ve bu amaçla batiskaf denilen dalma aracını gerçekleştirdi.


Binbaşı Jacques-Yves Cousteau


Fransız deniz subayı, deniz bilgini ve sinema yönetmeni, 1910’da Saint-André-de Coubzac’da (Fransa) doğdu. Kendi buluşu olan balıkadam elbisesiyle deniz diplerinde önemli keşifler yaptı, ilginç filimler çekti.


İlk denemesi 1934‘de yapılan ve yüzücüye büyük bir hareket imkânı sağlayan balıkadam elbisesinin icadı sayesinde, Binbaşı Cousteau, deniz diplerinde bir balık kadar rahat hareket ederek uzun araştırmalar yapan ilk insan oldu. Cousteau, denizler altında araştırmalar ve incelemelerde bulunmak üzere Fransızlara ait “Calypso” adlı gemiyi özel bir şekilde hazırlattı. Binbaşı Cousteau nun bu garip denizaltı evi, içindekilerin tamamıyla su altında yaşamasına elverişlidir. Bu ev gelecekte su altında kurulacak şehirlerdeki hayat hakkında da bir fikir verebilir. Cousteau kendi dalışlarıyla ilgili eserler yazmış ve ayrıca yine kendi buluşu olan bir su-altı kamerasıyla bir dizi filim çekerek, deniz dibi âleminin o büyüleyici güzelliklerini gözlerimizin önüne sermeyi başarmıştır. Bu filmlerin en ünlüsü Sessiz Dünya’dır.


Montgolfier Kardeşler


Montgolfier kardeşler, Fransız mucitleri. Joseph, 1740’ta Vidalon-lö-Annonay’de (Fransa) doğdu, 1810’da Baraluc’de (Fransa) öldü. Etienne, 1745’te Vidalon-les-Annonay’de (Fransa) doğdu, 1799’da Serrieres’de (Fransa) öldü.


Sıcak havayla şişirilen ilk balonları icat edip uçurdular. Joseph ve Etienne de Montgolfier, kâğıt imalâtçısı İki kardeşti. Annonay’daki fabrikalarında bazen kâğıttan küçük balonlar da yaparlardı. Sıcak havayla şişirilen bu balonlar serbest bırakıldıklarında havalanırlardı. Bir gün iki kardeş çok büyük bir balon yapmaya karar verdi. Kâğıttan yaptıkları bu dev balonu daha dayanıklı hâle getirmek için de bezle kapladılar. Balonun içindeki sıcak havanın soğumasını önlemek İçin alt kısmındaki ağzına yün parçaları ve bir tutam saman koydular. 4 Haziran 1783’de Annonay’da, kalabalık seyirci topluluğu önünde büyük bir deneme yapıldı. Montgolfier’lerin balonu on dakikadan fazla havada kaldı ve 500 metreye yükseldi. Aynı yılın 19 Eylülünde Versailles sarayı bahçesinde, kral Louls’nin huzurundaki ikinci denemede balon ilk hava yolcularını taşıyordu: Bir ördek, bir horoz ve bir koyun.


 

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Tarihin Sahnesindeki Ünlüler

 


Büyük İskender


Aleksandros veya Büyük İskender, Makedonya kralıdır. M.Ö. 356’da doğdu, 323’te Bâbil’de (Irak) öldü.


Ordularıyla Hindistan’a kadar fetihler yaparak Doğu dünyasının hâkimi oldu. Zekî bir hükümdar ve mahir bir general olan. Büyük İskender. Yunanistan’ı fethettikten sonra Asya’ya doğru bir sefer düzenledi. İran ordusunu bozguna uğrattı, Mısır’a girdi, 331 yılında iran’lıları tekrar ezdi ve büyük zaferlerden sonra Dicle ve Fırat nehirlerini geçerek, indus kıyılarına vardı. Teslim olmayı teddeden Raca Poros. İskender’e denizden refakat eden Girit’li Nearkhos’un donanması tarafından yenilgiye uğratıldı. Yaralı olarak yakalanan Poros. İskender’in huzuruna çıkarıldı ve İskender ona kendisinden nasıl bir davranış beklediğini sordu. Mağlup Raca, kendisine bir kral gibi davranılmasını beklediğini söyledi. Bu cevaptan çok duygulanan galip İskender Poros’u bütün o bölgenin valisi yaptı. Ancak otuz üç yaşına kadar yaşayan İskender Bübil’de öldü ve geniş İmparatorluğu da ondan sonra yaşamadı.


Constantinus


Caius Aurelius Constantinus veya Büyük Constantinus.


İlk hıristiyan Roma imparatoru. 275 yılına doğru Naissus’ta (günümüzde Yugoslavya’daki Niş) doğdu, 337’de İzmit’te öldü. Eski Bizans, gelecekteki İstanbul olan Constantinopolis’i imar etti.


Constantinus, imparator olup siyasî rakiplerini ortadan kaldırdıktan sonra, 313’te hıristiyanlığı resmî din olarak kabul etti. O, bir yaratıcı ve öncüydü. İdarî sosyal, İktisadî ve hukukî alanlarda önemli yenilikler yaptı. Bunlardan başka, Constantinus, imparatorluğuna ikinci bir başkent kazandırmak istedi. 324’te başkent için yer olarak, Asya ile Avrupa’nın karşılaştığı yerde kurulmuş eski Bizans’ı seçti. Constantinus’un Yeni Roma adını verdiği bu eski kent, çarçabuk Constantinopoiis adını aldı, imparator, yeni başkenti süslemek için devrinin en büyük mimarlarına ve sanatkârlarına yaptırdığı sarayları, zafer tâklarını, kiliseleri ve diğer anıtları korumak üzere, şehri sağlam surlarla çevirtti. 330’da Constantinopoiis altın çağına girerken, rakibi Roma da artık parlaklığını ve canlılığını kaybediyordu.


Çe Huang-ti veya Çin Şi-Huang-ti


İlk Çin İmparatoru,  M.Ö. II. Yüzyılda yaşadı.


Asya’nın en eski ve en büyük anıtsal yapılarından biri olan Büyük Çin Şeddi’ni inşa ettirdi. Çin ülkesinin kralı olan prens Çeng, parlak fetihlerden sonra M.Ö. 221’de Çin’i barışa kavuşturdu ve birleştirmeyi başardı. Üntf ve iktidarı seven bir insandı. «İlk Hükümdar» veya Çe Huang-ti adını almaya karar verdi, imparatorluğunu, kuzeyden gelen bozkır kabilelerinin akınlarına karşı korumak için, 3.000 km. uzunluğunda ve üzerinde binlerce askerin nöbet tuttuğu 25.000 kule ile savunulan büyük bir set yaptırmaya karar verdi. Set, M.Ö. 213’de tamamlandı. Buna karşılık, Çe Huang-ti büyük bir hatâ da yaptı: 0 devirde, imparatorluğunda mevcut-bütün Çin kitaplarını yok ettirdi. Böylece, en eski Çin uygarlığına ait değerli belgeler ebediyen ortadan kalkmış oldu ve Çe Huang-ti, yüzyıllar boyunca Çin’li aydınların lânetine uğradı, isteği üzerine, hâzinesiyle birlikte 48 m. yükseklikte taştan bir tepenin altındaki mezara gömüldü.


 

5 Mayıs 2016 Perşembe

Yanaşık, Yer Kabuğu ve Coğrafi Kutuplar Hakkında Bilgiler

Yanaşlık


Afrika kıyılarındaki küçük limanlar ancak küçük yerli teknelerini barındırabilirler. Büyük gemilerin yanaşması için dibi kazarak derinleştirmenin imkânsız olduğu yerlerde, denize doğru uzayıp giden iskeleler yâni yanaşlıklar inşa edilir.


Sığ kumluk hâlinde uzanan kıyılarda gemiler karaya fazla yanaşamazlar. Ayrıca çatlayıp kıyıya vuran dalgalar gemilerin açık, ta demirlemelerine de her zaman İmkân vermezler. Bunun İçin denizin İçinde çok uzaklara kadar İlerleyen iskeleler İnşa edilir ki bunlara yanaşlık denir. Togo’nun başkenti Lome’deki, betonarme ayaklar üzerin-de İnşa edilmiş olan yanaştık bunlardan biridir. Vagonlar ve kamyonlar bu iskelenin üzerinde 500 metre kadar ilerleyip gemilerin yanına gidebilirler. Mallar artarda sıralı duran vinçlerle gemilerden vagonlara, kamyonlara, ya da kamyonlardan, vagonlardan gemilere yüklenir.


Yer Kabuğu


Dünyamız, bir portakala benzetebileceğimiz dev bir top hâlindedir. Bu dev topun içi ergimiş kayalarla doludur. Bizler bu topun üzerinde, karalarla denizlerden meydana gelen ve kalınlığı 50 kilometre kadar olan bir kabuk üzerinde yaşarız.


Dünyamızın merkezine doğru indiğimiz zaman sıcaklık her 33 metrede 1 derece artar. Bizden yaklaşık olarak 6.000 kilo, metre uzaklıkta bulunan dünya merkezinin sıcaklığı ise 3.000-4.000 derecenin üzerindedir. Bundan da, dünyamız çekirdeğinin ergimiş kayalardan meydana geldiği kolayca anlaşılır. Dünyamızın dış kısmı soğuyup sertleşmiş, yer kabuğunu meydana getirmiştir, ama bunun kalınlığı ancak 50 kilometre kadardır. Bu sert kabuk depremlerin sonucu olarak zaman zaman, yer yer çatlayabilir. Volkanlar, dünyanın bir çeşit emniyet supabıdır.


Coğrafî Kutuplar


Dünyamız, tıpkı ekseni etrafında dönen bir tekerlek gibi kendi etrafında döner. Bu var olduğu sayılan eksenin kuzey ve güney noktalan, dünyamızın kutuplarıdır. Buralarda havalar çok soğuktur.


Kuzey Kutbu ile Güney Kutbu, dünyamızın Ekvatordan en uzak iki noktasıdır. Buraları dalma müthiş soğuk olur. Eğer dünyamızın ekseni hafifçe eğik olmayıp dikey olsaydı, kutuplarda hiç gece olmayacak, daima gündüz olacaktı. Ama bu eğiklik yüzünden kutupların birinde altı ay gündüz, kers, ötekinde de altı ay gece olur. Kuzey Kutbu’na 1909’da Amerikalı Peary, Güney Kutbu’na da 1911’de Norveçli Amundsen erişmiş ve bu bilim adamları bu bölgelere ilk defa erişen İnsan unvanını kazanmışlardır. Kutuplara İlk defa erişmek için yola çıkan pek çok gezgin ve kâşif bu yolda hayatlarını kaybetmişlerdir.


 

Marconi, Belin ve Edison’un Hayatı

Marconi


Guglielmo Marconi, İtalyan fizikçisi ve mucidi, 1874’te Bologna’da (İtalya) doğdu, 1937’de Roma’da öldü.


Telsiz telgrafla uzun mesafeler arasmda ilk haberleşmeleri gerçekleştirdi. Fizik konularına küçük yaştan beri ilgi duyan Marconi, Bologna Üniversitesinde okurken yaptığı telsiz telgrafla yüzlerce metre uzaklığa haber iletmeyi başardı. İtalya’da İlgi görmeyince Ingiltere’ye gitti. O sırada 23 yaşında bulunan Marconi, birbirinden S km. uzaklıktaki İki yer arasında, telsizle bağlantıyı gerçekleştirdi. Bu, Atlas Okyanusu üzerinde kurulacak telsiz bağlantısı için atılan ilk adımdı. Marconi, 28 Mart % 1899 tarihinde, Douvres şehrinden Manş’ın ötesine yayım yapmayı gerçekleştim ve ilk mesajı, Édouard Branly’ye gönderdiği şu ünlü telgraf oldu: “Bay Marconi, 1 lanş denizinin beri yakasından telsiz telgrafla Bay Branly’ye saygılarını sunar.”. Bu sonuç, kısmen, Branly’nin olağanüstü çalışmasıyla elde edilmiştir. İtalyan mucidi, k’in-dinden önce yapılmış hizmetleri unutmayan şerefli bir insandı.


Belin


Édouard Belin Fransız mucidi, 1876’da Vesoul’da (Fransa) doğdu, 1963’te Territet’de (İsviçre) öldü.


Telgrafla resim iletme sistemini (telefoto) buldu. Geçen yüzyıldan beri haberleri telgraf aracılığıyla çabucak İletmek, kolay bir iş halini almıştı. Fakat haberlerle birlikte fotoğrafları da iletmek, ancak 1907 yılında mümkün olabildi. Édouard Belin, önce telgraf hattı aracılığıyla resimlerin nokta nokta iletilmesini gerçekleştirdi. Fakat bu işin yapılabilmesi için fotoğraf röportajcıları, malzeme dolu iki ağır bavulu taşımak zorundaydılar. 5 ağustos 1921 tarihinde, bir radyotelefoto sisteminden yararlanan Belin, Malmaison’daki laboratuvarında televizyonun icat edilmesinden ve uzay resimlerini iletecek olan Telsiz isimli füzenin atılmasından çok önce Atlas Okyanusu’nu radyo dalgalarıyla geçen ilk fotoğrafı elde ediyordu.


Edison


Thomas Edison Amerikalı mucit, 1847’de Milan’da (A.B.D.) doğdu, 1931’de West Orange’de (A.B.D.) öldü.


Aralarında mikrotelefon, fonograf, akkor elektrik lambası da bulunan 1.200 icadının beratını almıştır. İcat ettiği akkor lâmbanın Bağlayacağı İmkânları daha İyi tanıtmak İçin Edison, kendi usulüyle New York’un bir mahallesini aydınlatmayı teklif etti. 1880 yılından İtibaren fizikçi, bu amaçla çalışmaya koyuldu. Bir elektrik santralı yaptırdı, kilometrelerce elektrik teli çektirdi. 15.000 lamba ve bunların duylarını İmâl ettirdi. Dahâ fince mevcudu bulunmayan, fakat teşebbüsü İçin gerekli olan herşeyi İcat etmek zorunda kaldı: Elektrik sigortaları, elektrik düğmeleri v.b. 4 Eylül 1882 tarihinde açılış töreni yapıldı. Davetli devlet gfirevlileri, tertemiz beyaz gflmlekll ve gayet şık giyinmiş Edison tarafından karşılandılar. Fakat bir anda Edison ortadan kayboldu. Onu merakla aradılar. Sonunda Edison, elbisesi kırış kırış, yağlara bulanmış bir halde ortaya çıktı: Arıza yapması ihtimali beliren bir makineyi tamir ediyordu.